top of page

BiR KiTaP SoHbEtİ

  • 12 Oca
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 13 Oca

Bir pazar öğleden sonrası elimde filtre kahvem kendime kitap okuma zamanı ayırdım. Hafta içi 5 gün 10'ar saat bir ofiste çalışmanın, bilgisayar başında beynimi akıtmanın ardından, "yapamadım, o zaman işte bugün" diye düşündüm ve pazarın en sakin anını yakaladım. Oturduğum yeşil koltuğun arkasında açık pencereden vuran 'yaza geçiş mevsimi ne kadar müsaade ederse o kadar oluştuğu' rüzgarın perdeyi içeri itişinin verdiği sakinlik ve kulağımda inceden bir klasik müzik. Elimde kitabım ve sehpada bir kupa dolusu filtre kahvem...

Elimdeki kitaba "herkesin bildiği bir tarihçinin öneri kitabı" diyebilirim. Ve kendini bulma yolunda gençlere tavsiyeleri içeriyor. Bende 28 yaşında, geç kaldığımı düşünen ve kendimi bulmaya çalışan biri olarak, etkilenerek ilerledim kitabın sayfalarında...
Size değinmek istediğimde; takılı kaldığım bir sayfası. Orada eski düşünürlerin, yöneticilerin örnekleri vardı. Dönemlerinde "uyumayan insanlar" diye atfedilmişler. Belkide bahsettiğim konudan okuduğum kitabı anlamışsınızdır. (Adını aşağıda bulabilirsiniz.) Bu insanlar geceleri uyumazmış, sebepleri kitaplar okumaları ve düşünmeleriymiş. Biraz basite indirgedim durumu farkındayım. Ama asıl anlatmak istediğim kendimde yarattığı aydınlanma veya aydınlandığım bir konuda zihnimi canlandırma kısmı olacak.

Bu ünlü ve başarılı kişiler başka zamanda bunu yapamazlar mıydı dersiniz. Kitapta yazar, bunu yalnız kalmaya bağlıyor. Çünkü 'yalnız kalınca insan düşünmeye başlar, planlar hazırlar ve kendine yol çizer' diyor.

Bende bir kaç aydır kendi hayatımda bunu düşünüyorum. Her gün yatağa yatmadan önce "acaba daha geç yatsamda gece kitabımı mı okusam veya sabah daha erken kalkıp kitabımı okusam, kağıt kalemi elime alsam mı?" diye düşünüyorum. Sebebi; o yalnızlığı bulamamam, hep seslerin buna engel olması ve gün içinde 10 saat çalışıyor olmam. Bunların içinden sıyrılıp kendimi dinlemeyi öğrenmeye çalışıyordum ki, bu kitap karşıma çıktı. Bir youtube kanalı bu kitabı anlatıyordu. Videoyu izlememden iki gün sonra kitabı aldım. Bugün okumaya başladım. Kendi düşüncelerimi pekiştirdi. Beni kendime daha destek olmamı ve "hadi" dememi sağladı.

Tüm bunlardan kastım artık geceleri 2'ler 3'lere kadar yatmayacağım ya da işe gitmeden 5'de kalkıp kitap okuyacağım, yazı yazacağım değildi. Sadece bu farkındalıkla o ihtiyacım ve yaşam damarım olan yalnızlıklarımı oluşturmaya daha kesin adımlarla karar verdim. Buna kendime vermeye çalıştığım ve bugünlük başarılı olduğum süreyle başladım.

Yalnızlık, belki insan yoksunluğu olarak düşününce beni hep korkutan bir şey oldu ama kendimi bulma yolunda ilerledikçe bana arkadaş oldu. Ve o arkadaş olan yalnızlık beden yalnızlığı değil; ruhuma ve aklıma uykuda dinlenir gibi üretmek ve onun sesini duyabilmek için verdiğim bir nefes olandı. Her birimizin bunu yapmasını ne kadar önemli olduğunu farkettirdi.
Hepimiz hayatta bir yaşamı idame ettirme gayesi ile gidiyoruz. Ne yaptığımızı düşünmeden, ne için yaptığımızı bilmeden; sadece koştur koştur yaşıyoruz. Hatta böyle yaparak yaşadığımızı zannediyoruz. Oysa bu yalnızlıkları kendimize hediye etsek ve bu doğrultuda yaşamımızı idame ettirsek; daha mutlu olmaz mıyız? Tabi yalnızlık dediğimde içi doldurulacak cinsten olmalı. Bize okumayı, öğrenmeyi, düşünmeyi sağlamalı. Bu doğrultuda üretmemize vesile olmalı. Yoksa boş bir ekrana bakarak geçen yalnızlık, insanı sadece bunalıma iter. Değil mutlu etmek, mutlu olduğunu sandığın mutsuzluk getirir.
Okumak, öğrenmek bunları analiz edip düşünceni yoluna koymak...

Düşüncelerimiz hep karmaşık hep ertelenmiş şekilde; bir kilerde unutulmuş bakliyatlar gibi içinde kelebekler üremiş ancak kavanozda hapsolmuş. Beynimizi hapsolmak yerinde akışı yakalamak için düşünmeli, öğrenmeli ve bunu kendimizde uygulamalıyız. Kendimizi tanımak, doğru yolu bulmak için hedefte doğru planlar yapmalıyız.

Kendini bulamayan kimse mutlu olamaz!

Ben artık bu cümleyi hayatımın en merkezinde yeşertiyorum. Bazen o fidan solmaya çalışıyor ama ben biraz daha can suyu, biraz daha taze toprak ekliyorum. Köklenmesi için devam ediyorum. Başardım diyebilir miyim ya da başarıyorum... Asla!.. Sadece yaşadığım bu yolda öğreniyor ve hep daha iyisini yapmak için uğraşıyorum. Dedim ya ben bu yaştayım ama daha yeni kendimi keşfetmeye cesaret gösteriyorum.

Gözümü yapacaklarıma ve yapabildiklerime bakmaya teşvik ediyorum. Umarım hepimiz bu doğrultuda kendimize yaklaşır ve mutluluğu kendi olduğumuzda arar ve buluruz.




Okuduğum Kitap: İlber Ortaylı, İnsan Geleceğini Nasıl Kurar?




Yorumlar


Bu gönderiye yorum yapmak artık mümkün değil. Daha fazla bilgi için site sahibiyle iletişime geçin.
bottom of page