EsKiŞeHiR
- 12 Oca
- 7 dakikada okunur
Herkese merhaba, bugün kendi deneyimlerim doğrultusunda Eskişehir'e gitmeyi düşünenlere küçük bir rehber bırakmak için buradayım. Bu gezi, benim için spontane gelişti. Önceden duyup gitmek istediğim bir yerdi, ancak son anda planlamalarla gerçekleşti. 2022 Eylül ayının ortasında yıllık iznimi almamla beraber, zaten uzun zamandır (belki 1/ 1buçuk yıl) aklımda olan Eskişehir tatilini sonunda erkek arkadaşımla planladık ve gerçekleştirdik. Eskişehir ile ilgili ulaşım, konaklama, gezi ve yemek yerlerini aşağıda sizlere anlatmak için elimden gelen yapacağım. Dilerim okuduğunuzdan keyif alır ve yolunuz Eskişehir'e düşerse bilgiler size yararlı olur.

ULAŞIM
Öncelikle biz İstanbul'dan ulaşım sağladığımız için, en pratik ve kısa çözüm TCDD yüksek hızlı tren biletini almaktı. Eğer başka bir şehirden geliyorsanız; yine tren bağlantılı olan bir şehirden tren biletini alabilir veya otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz.
Seyahatten 10 gün önce, https://ebilet.tcddtasimacilik.gov.tr/view/eybis/tnmGenel/tcddWebContent.jsf adresinden 12 Eylül sabah 11 için biletimizi aldım. Tren ile ulaşım yapacaksanız gün içerisinde bir çok saat seçeneği bulunmakta, buda aslında şehrin ulaşılabilirliğini kolaylaştırıyor ve belki istenirse günübirlik seyahatler de yapılabilmeyi sağlıyor. Bizim seferimizde tren Pendik lokasyonundan sonra 5-6 durakta yolcu indirip bindirme yaptı. Ve yaklaşık 3 saat sonra Eskişehir tren garına ulaştık. Ve kesinlikle bu yolu seçmekten çok memnun kaldık. Tren yolcuğu her zaman zevk aldığım bir yolculuk türü olmuştur. Penceresinde değişen manzaralar, iklimsel farklılıklar, devamlı yaşadığım yerin tek yer olmadığını bana hep hatırlatır. Bu yüzden eğer gideceğiniz şehre tren ulaşımı varsa, bu yolu seçmenizi tavsiye edebilirim.
KONAKLAMA
Gelelim konaklamaya, biz gara 15 dakika yürüme mesafesinde bulunan bir otelde kaldık. Otelimiz çok lüks değildi ama kahvaltısını çok sevdik. Temizlik, bizim en takıntılı olduğumuz şeydir. Temizlik konusunda yeterliydi, diyebiliriz. Her gün istediğimiz sürece temizlik yapıldı. En beğenmediğimiz özelliği ise banyoydu. Çok küçüktü, tuvalet duşa kabin ve lavabo arasında kullanım zorluğu ve hareket etmek biraz güçtü. Ancak konumu porsuk çayına, tramvaylara ve daha bir çok yere çok yakın olmasıyla kullanışlı ve mantıklı bir seçim olmuştu. Bizim kaldığımız oteli ve bir kaç tavsiye edebileceğimiz otelleri aşağıda bulabilirsiniz. Biz 3 gece + kahvaltı dahil olarak konaklama sağladık, ücreti gayet uygundu. Detaylı bilgi için sitesinden iletişim kurabilirsiniz.
* Grande Stella Hotel (Bizimde konakladığımız otel) https://www.grandestellahotels.com/
* Sennacity Hotel
* Grande Arte Hotel
GEZİLECEK YERLER
1. Gün "PORSUK ÇAYI ve ÇARŞI"
Gelelim asıl en keyifli meseleye; gezilecek yerler... Anlatımımı bizim izlediğimiz rotayla devam edeceğim. İlk olarak şehre ayak bastığımız gün, fazla uzaklaşmak istemedik. Çünkü; zaten öğleden sonra şehirdeydik ve hiç bir şeyi yarım bırakarak gezmek istemedik. Bu yüzden, ilk günümüzde otele yerleştikten sonra Porsuk Çayı'nda uzun bir yürüyüş yaptık. Burası gerçekten şehrin nefes alacak bir yeriydi. İnanılmaz huzur vericiydi (belki de biz İstanbul gibi karmaşa dolu bir şehirden geldiğimizdendir :)). Porsuk çevresinde bir sürü kahve içeceğiniz yemek yiyeceğiniz mekanlar var. Ayrıca Porsuk çayına Venedik havası veren sandal ve tekne turları oluyor, biz bunları deneyimlemedik ama siz belli bir ücret karşılığında keyfini çıkarabilirsiniz. Biz ilk gün kahve içmek için Kahve Dünyasına oturduk. Bilindik bir yer olduğundan değil, üst katında cam köşesindeki koltukta yer bulabilirseniz Porsuğu yukarıdan izlemek çok keyifliydi. Ve kesinlikle kafa dinlenecek, sessiz bir üst kat. Ardından Belediye binası, Adliye binası vb. olduğu yere doğru sokak gezintileri yaptık. Çarşıda bir kaç mağazaya göz attık, minik hediyelikler topladık. İki popüler yemek deneyimimizi de o gün gerçekleştirdik, ancak bunları aşağıda yeme içme bölümünde bulacağınızdan burada es geçiyorum. :)
2. Gün "SAZOVA PARKI ve HAYVANAT BAHÇESİ"
Eskişehir de en çok gidilmek istenen yer Sazova Parkı. Gerçekten de gidip görmelisiniz. Bizim gibi metropolde yaşıyorsanız yeşillik coşkusu yaşayabilirsiniz. :) Ve kesinlikle bir gününüzü buraya ayırmalısınız, planları ona göre yapın derim.
Öncelikle parka nasıl ulaşabiliriz?
Bu soruyu ben hiç bir blog da veya videoda net bir şekilde öğrenemedim. Evet, park aşırı uzak bir yerde değil ama ulaşım nasıl olacak bende bir muammaydı. Biz sabah otelden çıkarken otel personellerinden detay aldık, sonrasında da 1 esnaf ve 1 öğrenciye danıştık. Bizce en iyi tarifle; "çarşıdan Millet Bahçesine yürüyüp, bahçenin içinden geçerek, çıkış kapısının karşı sokağında kırmızı minibüslerin duraklarını göreceksiniz, oradan 38 numaralı minibüse binip Sazova Parkının tam önünde inebilirsiniz". Ortalama yol 10-15 dakika sürüyor ve kolay ulaşım sağlanıyor. O yüzden bu yolu tercih edebilirsiniz.
İndiğinizde sizi direkt parkın kocaman yeşil kapısı karşılıyor, içerisi büyük ağaçların sıralandığı bir yola açılıyor.
Ağaçların arasında biraz ilerleyip, sağdan tabelaları takip ederek asıl gezmeniz gereken yerlere gidebilirsiniz. Öncelik Masal Şatosu; şato ve havanın güzelliğiyle tam bir masal diyarında hissettik. Kesinlikle gidip görmeli ve yeşilliği şato kulelerinde izlemelisiniz. Ayrıca içinde küçük bir kafe bulunmakta, limonatası ile serinlerken Harry Potter filminden fırlamış gibi camlardan mavi gökyüzünü izleyebilirsiniz.

Şatonun büyüleyiciliğinin ardından, parkın güzel kuğu dolu Göletinin yanından geçerek, Korsan Gemisi'ne (Kalyon Gemisi) ulaşabilirsiniz. Geminin üzerinden, Göletin uzanıp şatoya dokunduğu masal diyarını izlemeye devam edebilirsiniz. Korsan Gemisinde gezmek, insanı Karayip Korsanlarında Jack Sparrow'un kamarasına girmiş gibi hissettiriyor. Geminin merdivenlerinden alt kamarasına inmek, kendinizi eski dönemlerde korsan olduğunuzu düşündürebilir. Çok keyifli ve güzel bir fotoğraf alanı, gitmişken ziyaret etmenizi öneririm.
Ayrıca, Gölet çevresi ve yeşil alanların olduğu yerde; çimlerde otur, mavi gökyüzünü ve bulutları izle ve saatlerce kitabını oku. Eğer Eskişehir de yaşıyor olsaydım, sanırım bu park her boş günümde kitap okuma, kafa dinleme ya da yaratıcı işlerimi çalışma mekanım olurdu.
"Hayvanat Bahçesi"
Sazova dan çıktığımızda bilim evini gördük. Ancak saat 5e yaklaştığı için "bir bakalım, eğer girebilirsek, deneriz" dedik. Oraya giderken hayvanat bahçesi olduğunu gördük ve tabi ki bilim evini es geçip direkt hayvanat bahçesine yönlendik. Sanırım, 2-3 saatimizi orada dolaşarak geçirdik. Hayatımızda ilk defa bir hayvanat bahçesi gezdiğimiz için her yeri çocuk gibi irdeledik. O gün uzun zamandır en güzel günümüz oldu. Hayvanat bahçesinin içinde, bilete dahil tropikal hayvanlar, su altı dünyası alanları da bulunmakta. Bilet fiyatları da oldukça uygundu.
3. Gün "Odunpazarı"
Son günümüzde yine merkezden farklı ve merak ettiğimiz bir gezi yapmak istedik. Ve Odunpazarı'na gittik. Buraya ise tramvay ile ulaştık. Aslında biz geldiğimiz ilk gün tramvayı bir kez olsun deneyimlemek istediğimiz için bir ücret karşılığında Eskart almış ve içerisine yükleme yapmıştık. Sabah otelimizden ayrılarak Eskişehir de bizce en güzel ulaşım aracı olarak tramvay yoluna koyulduk. Çarşı durağından 10 numaralı tramvaya binip Atatürk Lisesi durağında inerek, kolayca Odunpazarı'na ulaştık.
Lisenin yolundan ilerleyip yürüdükçe önünüzde Anadolu Üniversitesi Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Odunpazarı Evleri, OMM Odunpazarı Modern Müzesi, Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesini sırayla görebilir ve kolayca bulabilirsiniz. Odunpazarı evleri arasında Atlıhan El Sanatları Çarşısını, Ataol Behramoğlu Kitaplığını gezebilirsiniz.
Yol üzerinde rastladığımız, merdiven boşluğundaki arka bahçesinden renkli Odunpazarı Evlerine bakan Anadolu Üniveristesi Cumhuriyet Tarihi Müzesini gezerek Atatürk'ün kullandığı bazı eşyaları görebilir, eski gazete sayfalarını inceleyebilir, eski ve savaşta kullanılmış eşyaları görebilirsiniz. Müze girişi ücretsizdi, girip bir göz atmalısınız.
Ardından OMM Odunpazarı Modern Müzesine biletinizi alabilir ve güzel yapıtın içerisinde gezebilirsiniz. Gezeceğiniz dönemde müze içerisinde hangi eserler olursa olsun müzenin mimarisini çok beğendik. Gelmişken bir kere görmek için içerisine girebilirsiniz.
Ardından hangi yöne giderseniz gidin Odunpazarı Evlerini bulabilirsiniz. Sokaklarında bir süre vakit ayırıp dolaşmanızı öneririm. O sokaklarda rengarenk evleri izlerken yürümek, hediyelik eşya satan yerleri incelemek, sizlere güzel bir şölen verecek. Sokakları gezerken Atlıhan El Sanatları Çarşısına girin ve biraz soluklanmak için kendinize bir kumda kahve ısmarlayın. Ufak bir dinlenme sonrası çarşı içerisinden takıcılara bakabilir, lületaşından yapılan ürünlerden veya takılardan alabilirsiniz. Ve kesinlikle Viola Caffe balkonunda renkli evlere bakarak, ev yapımı limonatanızı veya vişne suyunuzu yudumlayın.
Ve tabi ki gitmişken Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesine girmemek olmaz, kesinlikle bir kere girip görmeniz keyifli bir yarım saat geçirmenizi sağlıyor. İçeride tahminimden çok figür var ve bu dolaşmayı daha keyifli hala getiriyor. Belli bir bölümde fotoğraf çekimi yapabiliyorken, bir kaç bölümde bu yasak. Biletlerinde uygun ücretli olması müzeyi gezmeyi daha ulaşılabilir kılıyor.
YEME VE İÇME
Eskişehir'e gittiğinizde yemenizi tavsiye edebildiğim bir kaç şey olacak;
* Çiğbörek ( tabiki :) )
Çiğböreği 3 yerde denedik ve biri bizim gönlümüzde yer edindi. Erkek arkadaşımın Tatar tarafı olması, beğenene kadar bizi 3. yere kadar getirdi. Ve kesinlikle bizce yemeniz gereken çiğböreği bulmamızı sağladı. Biz ilk çiğböreğimizi herkesin tavsiye ettiği Papağan Çiğbörekte yedik. Ama aradığımız lezzet değildi, ve denediklerimizden 3. sırayı aldı. İkinci deneme Sazova Parkında Masal Şatosu yanındaki çiğbörekçi oldu. Burası belediyenin bir yeriydi. O bizim için 2. sırada yerini aldı. Ardından Odunpazarın'a gittiğimiz gün tekrar bir deneme yapmaya kararlıydık. Ve yerlilere sorarak "Kırım Tatar Kültür Çiğbörek Evi" keşfettik. Burası bizim gönlümüzde 1. sırayı kaptı. Burada Hem peynirli hemde kıymalı çiğbörek bulabilirsiniz. Eskişehir'e giderseniz Odunpazarı'na gidin, güzel yeşil bir Odunpazarı Evinde, bir ailenin bahçesinde servisini yaptığı çiğböreği yiyin. Kesinlikle anneannelerin torunlarına yaptığı çiğbörek buydu.

* Pino Burger
Biz 4 günde 2 kere yedik. :) Gerçekten içerisindeki malzemelerin farklılığı; bildiğimiz standart hamburgere değişik bir lezzet katmış. Olurda yolunuz düşerse bence yiyip zevk alabileceğiniz, güzel bir tat olacaktır.
* Boza
Ben bozaya karşı küçüklükten beri önyargılıydım. Bu yargıyı Eskişehir'de kırmak istiyordum, çünkü merak da ediyordum. Ama o kadar yer keşfetmenin ardından son güne kadar bozanın varlığının farkında değildik. Dönüş günümüzde yanından geçerken hatırladık ve sonunda ilk bozamı tattım. Gerçekten tadılabilecek ve bozanın güzel yapıldığı yerler keşfettikçe durup içilebilecek bir tat olarak aklıma kazındı.
* Mazlumlar Muhallebicisi
Evet kesinlikle tatlı dedin mi bende akan sular durur ve yeni tatları denemeye bayılırım. Merkezde tren garına giderken yer alan Haller Gençlik Merkezinin içinde bulunan Mazlumlar Muhallebicisi tam bunun için keşfedilmesi gereken bir yer. Gittiğinizde ilk yemeniz gereken kesinlikle Su muhallebisi olmalı; sıfır şekerle yapılıyor üzerine pudra şekeri ve gül suyu dökülerek servis ediliyor. Tadı lokuma benziyor. Ayrıca biz iki gün üst üste gittiğimizden, sadece incir ile yapılmış İncirli muhallebi tatlısı ve diğer bir tat olan Krem karamelini de yiyebilirsiniz. Bence gayet lezzetli tatlılar bulunmakta, eski hanlarda oturmayı sevenler buraya bayılacaksınız.

* Met Helvası
Yine bir tatlı diyecek olursak, Odunpazarı'nda gezerken helvacılardan bir paket met helvanızı alın ve güzelce yiyin. Met helvasını ben çok sevdim, tadı pişmaniye ve hatta saray helvasına benziyor. İnce tel tel yapılmış, hafif, yedikçe yediren bir helva.
* Viola Caffe
Son olarak yine Odunpazarı sokaklarını dolaşırken, yukarıda da bahsettiğim kafeye gidip, üst kattaki balkonundan Odunpazarı evlerini izleyerek limonatanızı veya kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Mekanı biz çok samimi ve tatlı bulduk. Kafa dinleyebilecek, geziden yorulan ayaklarınızı biraz dinlendirebileceğiniz küçük tatlı bir kafe.
Viola Caffé, Şarkiye, Işıklar Sk. No:26, 26030 Odunpazarı/Eskişehir

Genel bir bakışla Eskişehir gezmesi çok keyifli bir şehirdi. Herkesin bildiği gibi öğrencilerin bol olduğu ve buna bağlı olarak genç bir kalbi olan, küçük sanılan ama yeterince büyük bir şehir. Biz bu kadar çok yer gezebileceğimizi düşünmeden gelmiştik. Ancak Eskişehir bize farklı farklı yüzleri olduğunu, doya doya kültür ve doğayı tattıracağını anlattı. Kesinlikle, arada bir kaçıp sakin doğasını izleyebileceğim şehirler arasında yerini aldı.
Yolunuz Eskişehir ile kesişir ve gittiğimiz yerlerde bulunursanız bizden de selam söyleyin. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Başka geziler için izimizi takip edin.





































































































































Yorumlar